Ertelemeye Son!

28339 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlanarak 30 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile getirilmiş olan çalışan tanımıyla; kamu veya özel sektör ayrımı yapılmaksızın çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm istihdam edilenler Kanun kapsamına alınmıştır.

Kanunun uygulanması için yeterli sayıda İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi olmadığı gerekçesi ile önce 31.12.2013 tarihine, daha sonra da aynı gerekçeyle 01.07.2016 tarihine erteleme yapılmıştır. 4 yıl geçtikten sonra da altyapının henüz hazır olmadığı ve bu altyapıyı hazırlayana kadar zamana ihtiyaç olduğu gerekçesi ile 1 milyon iş yeri ve 4,2 milyon çalışanı kapsayan uygulama 1 Temmuz 2017’ ye uzatılmıştır.

Mevcut durumda; 1 milyon 20 bin 771 “Az Tehlikeli” sınıfındaki işletmede çalışan sayısı 6 milyon 640 bin, 386 bin 844 “Tehlikeli” sınıfındaki işletmede çalışan sayısı 3 milyon 990 bin, 282 bin 93 “Çok Tehlikeli” sınıfındaki işletmede çalışan sayısı 2 milyon 700 bin kişiye karşılık İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi sayısında da ihtiyacın üzerinde eleman yetiştirilmiştir. İş Güvenliği Uzmanı C Sınıfı 69 bin 588, B Sınıfı 11 bin 228, A Sınıfı 17 bin 392 ve toplamda 98 bin 208, İşyeri Hekimi 29 bin 674, Diğer Sağlık Personeli 22 bin 269 olup resmi açıklamalara göre; gerekli İş Güvenliği Uzmanı sayısı 19 bin 717, gerekli İşyeri Hekimi sayısı da 8 bin 709’ dur.

Ülkemizde sürekli değişse ve ertelense de mevzuat yeterli, ancak uygulama eksiktir. İSG Kültürü yerleşinceye kadar yasal yaptırımlarla sağlanmak istenen düzenin geldiği noktada, teoride caydırıcı olan hükümler, uygulanmadığında inandırıcılığını yitirmektedir. İSG’nin en önemli saç ayaklarından biri olan denetimlerin anlamlı, adaletli ve sık olarak hakkıyla yapılması sağlanmalıdır.

Sürekli ötelenen, ciddiyetten yoksun denetimler ve aykırılık durumunda göz yumma veya süre verme gibi uygulamalar olmamalıdır. Bakanlığın istihdam ettiği müfettişler nitelik ve nicelik olarak yetersizdir. Dolayısıyla işyerlerinin denetlenme oranı ve denetim kalitesi çok düşüktür. Bu konuya gereken önem verilerek sayı arttırılmalı, her sektör için o sektörden gelen tecrübeli iş müfettişleri ile iş teftişleri yapılmalıdır.

Bakanlık İSG-Kâtip üzerinden ceza veya uyarı yazabilecek teknolojiye sahiptir. Bu yolla tüm sektörleri etkileyebilir, hareketlendirebilir. Günümüz rekabet koşulları göz önüne alındığında işletmeler süreklilik ve kârlılık gibi unsurlardan dolayı maliyetlerini minimize etme eğilimi göstermektedirler. İş Sağlığı Güvenliği ile beraber bu konuda alınan önlemlerin maliyeti de toplam maliyet içerisinde belirli bir yer tutmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili hususları erteleme ve engellemeler; büyük sermaye sahipleri ile onların yönlendirmesiyle ülkeyi yönetenlerin yanlış hesap yapmalarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla işverenler ve ülkeyi yönetenler, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin korunması gerekliliğini görememek gibi bir açmazın içinde olabiliyorlar. Oysaki işletmeler, yasal yükümlülükleri ve sosyal sorumlulukları gereği İş Sağlığı ve Güvenliği’ni sağlayıcı bir takım tedbirler için harcamalar yaparken, yapılan bu harcamalar aynı zamanda işletme menfaatleri ile de örtüşmektedir.

İSG’nin insani yönünün yanında bir de verimlilik tarafı var. Mutlu, huzurlu, güvenli ve teknolojinin getirdiği kolaylıkların yer aldığı bir ortamda çalışanın, iş yerinin verimliliğine olan katkısını da dikkate almak lazımdır. İş Sağlığı ve Güvenliği bilinci oluşabildiği, zihinlerde olumlu değişim sağlanabildiği oranda İSG kültüründe gelişim sağlayabiliriz.